Türkiye'den 20 milyar dolarlık Kyoto sözü

Türkiye'den 20 milyar dolarlık Kyoto sözü
Perşembe, 12 Şubat 2009

Image Sera gazı emisyonlarını düşürmeyi hedefleyen Kyoto Protokolü’ne imza atmayı kabul eden Türkiye’nin bu sözü oldukça pahalı yatırımları da beraberinde getiriyor...

 

Türkiye ’nin önümüzdeki dönemde  yenilenebilir enerji, ulaşımda toplu taşımacılık ve sürdürülebilir atık yönetimi gibi konularda önemli adımlar atmasını öngeren Kyoto Protokolü’nün TBMM’de kabul edilmesi, bir anlamda Türkiye’nin 20 milyar doları aşkın bir dönüşüm projesinin altına imza atması anlamına geliyor.
Kyoto Protokolü ile devreye girecek önlemler, pahalı yatırımları da beraberinde getiriyor. Hükümetin imzalama kararı aldığı Kyoto Protokolü, enerji, otomotiv, lojistik ve havacılık gibi pek çok alanda yeni yatırımların yapılmasını zorunlu kılacak.

İmzalanması kabul edilen protokol 2012 yılı sonuna kadar Türkiye’ye herhangi bir sera gazı azaltım yükümlülüğü getirmiyor olsa da bu tarihten sonra yapılacak sözleşmeyle Türkiye’nin yükümlülükleri ortaya çıkacak.
Bu arada Türkiye, 2013 tarihine kadar protokolün kapsadığı birçok konuda çalışma yürütmeye devam edecek.
İşin maliyet tarafında ise konuyla ilgili somut rakamlar ortaya konulamıyor olsa da, başta bakanlık olmak üzere birçok çevrenin tahminleri bulunuyor.

Hedefler verilecek
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu bu maliyetin 20 milyar dolar civarında olacağını öngörmüştü. Devlet Planlama Teşkilatı yaptığı bir çalışmada Kyoto’nun Türkiye’ye maliyetini GSYİH’nin en az yüzde 10’uyla en fazla 37’si arasında açıklamıştı.
Protokole göre farklı sektörlerdeki şirketlere sera gazı salımlarını düşürmek için hedefler verilecek. Bu kapsamda şirketler enerjiyi verimli kullanmak, daha az karbon salımına yol açan enerji kullanmak, karbon gazını azaltmak amacıyla filtreleme yapmak durumunda kalabilecekler.

 

Kyoto Protokolü ne anlama geliyor?
Kyoto Protokolu, sera gazı emisyonlarının azaltılmasını hedefliyor. Protokol, imzalayan ülkelerin atmosfere saldıkları karbon ve karbondioksit, metan, nitrous oksit, sülfür heksaflorid, HFC ’ler ve PFC’leri içeren 6 sera gazı miktarının, iklimi tehlikeye atmayacak seviyelerde dengede tutmasını öngörüyor.
Bu protokole göre, sanayileşmiş ülkeler ile piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler atmosfere saldıkları sera gazı miktarlarında indirime gitmeyi kabul ediyorlar.
Protokol, taraf olan sanayileşmiş ülkelere, 2008-2012 yılları arasında 1990 seviyesine göre belirli bir sera gazı indirim hedefine ulaşmayı şart koştu. Ortalama yüzde 5.2 olan bu indirim hedefi ülkelere göre değişiyor. En yüksek hedefe sahip Avrupa Birliği yüzde 8’lik sera gazı indirim hedefini kabul etmiş durumda.

 

Enerjide alternatif kaynakların önü açıldı
Kyoto Protokolü’nden sonra Türkiye’de yaşanması gereken dönüşümler şunlar olacak:
-  Atmosfere salınan sera gazı miktarı yüzde 5’e çekilecek
-  Enerji üretiminde çok yaygın olan kömürle çalışan santrallerin sistemlerini yenilemeleri gerekecek. Termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye sokulacak.
-  Sanayi tesisleri havaya daha az karbondioksit salmaları için altyapı sistemlerini yenileyecek.
-  Alternatif enerji kaynakları tercih edilecek.
-  Tükettiği yakıt oranı, ürettiği karbon oranından fazla olan ülkelerden daha fazla vergi alınacak.
-  Çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri revize edilecek.
-  Fosil yakıtlar yerine, biyoyakıt gibi çevre dostu yakıtlar kullanılacak.
-  Güneş enerjisi kullanımına ağırlık verilerek, karbon oranı sıfır olan nükleer enerjiye yönelinecek.
-  Endüstri, motorlu taşıtlar ve ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuat yenilenecek.
-  Ulaşımda motorlu araçlar yerine raylı sistem ile, biyodizel ve elektrikli araçların oranı artırılacak.
-  Çöp ve atık depolamada modern tesisler kurulacak.
-  Sürdürülebilir orman düzenleme uygulamaları, ağaç dikimi ve ağaç takviyesine ilişkin teşvikler yapılacak.

 

179 ülke imzaladı
Kyoto Protokolü’nü bugüne kadar 1179 ülke imzaladı. Kyoto Protokolü’nü imzalamayı reddeden ülkelerin başında, ‘tek başına’ tüm sera etkisi üreten gazların yüzde 25’inden sorumlu olan ABD yer alıyor. ABD protokolü tamamen reddederken, Hırvatistan ve Kazakistan onayladı ancak şu anda Kyoto’yu askıda bekletiyor.
Buna karşılık Amerika, Kyoto Protokolü ’nü reddetmesine  rağmen temiz enerji teknolojileri ve iklim araştırmaları konusunda yatırımlar yapıyor.

 

TÜSİAD: Türkiye’nin elini güçlendiren adım
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Kyoto Protokolüne taraf olunmasının, 2012 sonrası iklim değişikliğiyle mücadele müzakerelerinde Türkiye’nin elini kuvvetlendireceğini bildirdi. TÜSİAD’dan yapılan açıklamada, 2012 sonrası süreci kapsayacak yeni bir uluslararası iklim değişikliği anlaşmasının, 2009 yılının Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak 15. Taraflar Toplantısı’nda şekilleneceği kaydedildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi: “2014 yılında Avrupa Birliği’ne aday olmayı hedefleyen ülkemizin, AB’nin lokomotifi olduğu Kyoto Protokolü’ne taraf olması kaçınılmazdır.”
Açıklamada, TÜSİAD’ın, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası’na akredite olduğu hatırlatılarak, “TÜSİAD, çevre ve iklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilir kalkınma konularında üzerine düşen görevleri yerine getirmek için çeşitli çalışmalar yapmaktadır” ifadelerine yer verildi.

 

Özdalga: 2012’ye kadar Türkiye’ye maliyeti yok
Meclis Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga, 2012’ye kadar Kyoto Protokolü’nün Türkiye’ye maliyetinin sıfır olduğunu söyledi. Özdalga, 2013’ten itibaren ise yeni bir sözleşmenin gündeme geleceğini belirterek bunun getireceği maliyetlerin de belli olmadığını kaydetti.
Çevre ve Orman Bakanlığı da, dün yaptığı açaklamayla Kyoto protokolünün imzalanmasının 2012 yılı sonuna kadar Türkiye’ye herhangi bir sera gazı azaltım yükümlülüğü getirmediğini açıkladı. Buna karşılık, küresel sorumluluk çerçevesinde iklim değişikliğiyle mücadele konusunda önemli çalışmalar yapılacağının da altı çizildi.

 

4 milyar dolarlık fonun kapısı aralandı
Türkiye, küresel ısınmaya karşı BM öncülüğünde oluşturulan Temiz Teknoloji Fonu’nun 4 milyar dolar dolayındaki kaynaklarından yararlanmaya başlıyor.
Hazine Müsteşarlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin Temiz Teknoloji Fonu Yatırım Planı, 29-30 Ocak’ta ABD’de gerçekleştirilen Fon Komitesi’nce kabul edildi. Fon kaynaklarından ilk aşamada 250 milyon dolar olmak üzere, toplam 400 milyon dolar tutarında finansman sağlanması öngörülüyor. Bu finansmanın, ülke kaynaklarına ek olarak, Dünya Bankası, Uluslararası Finans Kurumu ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası kredileriyle birlikte kullandırılarak enerji sektörüne yaklaşık 3.9 milyar dolarlık bir destek sağlanması öngörülüyor. Türkiye, TTF kaynaklarından yararlanabilmek için gerekli önkoşulları sağlıyor.


 

milliyet.com.tr

Döküman Arama

Başlık :

Kapat