Kırsal kalkınmada biyoenerji neden gözardı ediliyor?

Kırsal kalkınmada biyoenerji neden gözardı ediliyor?
Çarşamba, 28 Ocak 2009

ImageEnerji politikamız bir garip... Boş tarlalara verilen para 2008 yılı sonunda bitti. Bilmem yeni yılda devam eder mi? Tarlalar yine boş ama havadan para da artık yok. Çözüm çalışmakta, üretmekte. Tarıma dayalı enerji üretimi Türkiye'nin gündemine bir girdi, girmesi ile de "ÖTV" bahanesi ile yok edildi gitti.

 

Araziler boş, köylü hem borçlu, hem işsiz. Hemen hemen her bölgede ziraat fakültelerimiz, binlerce ziraat mühendisimiz, akademisyenlerimiz var ama yol gösterenleri yok. Enerji politikamız da her nedense bir garip. Üretmek yerine para verip, gırtlağa kadar borçlanıp, kurtulmaktan öteye gidemiyor.

Ham petrol, gaz gibi fosil yakıtlar hızla tükeniyor dünyamızda. Dünyanın akıllıları bu biyoenerjiden, biyodizelden büyük ölçüde yararlanıyorlar. Çorak arazilerde, klasik tarımda kullanılamaz eğimdeki arazilerde yağ oranları çok yüksek olan bu bitkileri yetiştiriyor, gerek beslenmede gerek sanayide gerek yakıt olarak kullanıyor, petrol faturasını ucuzlatıyorlar. Bizim halimiz bir komik; ham petrol rafineride ayrıştığında çoğu benzin, azı dizel yakıtı (mazot) haline geliyor. Ham petrolün huyu böyle. Ayrıştı mı böyle oluyor, müdahale ile düzelir bir durum değil. Yani bizim benzin üretimimiz ihtiyaçtan fazla ve fazlayı komik bir paraya ihraç ediyoruz. Yerine daha kıymetli ve daha pahalı olan mazot ithal ediyoruz. Bu arada mazot kullanır araçları da destekleyip, mazot tüketimini artırıyoruz. Mazot içine katılabilir biyodizel üretimini de değişik bahaneler ile engelliyoruz. Kim bilir nedendir, kimler ne baskısı yapıyordur? Bilenler anlatmalı.
 
Biyodizel üretimi vergilerle engelleniyor
Enerji piyasası denetleme kurumundan bugüne kadar elli dört firma lisans almış biyodizel üretimi için. İçlerinde milyonlarca dolarlık yatırım yapanlar var. Aslında bu biyodizel üretimi kolay bir iş ve mahalli küçük tesislerde de yapılabiliyor. Üretim için ihtiyaç duyulan her makine, araç gereç de tamamı yerli olarak üretilebiliyor. Hal böyle iken üretime başlayan bu elli dört firmanın kırk yedisi "Satış Lisansı" verilmediği için kapanmış. Bu işin mevzuatı, biyodizel üreticilerine atık kızartma yağlarını toplamak ve işlemek zorunluluğu da getiriyor. Bu kadar eziyetten sonra üretilen biyodizelden fueloil'in üç katı kadar Özel Tüketim Vergisi istiyor âli devletimiz. Kim bilir bu da nedendir?
Biyodizel üretimi ve tüketimi birçok gelişmiş ülkede sağladığı avantajlar nedeni ile özendirilir ve yasal olarak vergiden muaf tutulurken biz, vergilerle engelliyor, kullanımını özendirecek veya zorunlu olarak kullanımını sağlayacak yasalarla hiç mi hiç ilgilenmiyoruz. Ülkemizde iyi para kazanan petrolcüler de lafını dahi etmiyorlar.
Biyodizel, dizel motorlu araçlarda yakıt olarak, ısınmada ve elektrik enerjisi üretmede fuel oil yerine ve onlar ile karıştırılarak kullanılıyor. Geçen günlerde Yeni Zelanda'da bir yolcu uçağı sadece biyoyakıt kullanarak dünyanın ilk uçuş denemesini yaptı ve sonuç çok başarılı oldu.
Biyodizelin önemli avantajları var; küçük tesislerde üretilebiliyor, yakıldığında sera etkisi diğer fosil yakıtlara göre yüzde 40 daha az, ülke tarımına yeni imkânlar sunuyor, taşıması ve depolaması çok güvenli, kanserojen etkisi petrol türevlerine göre çok daha az, yağ bazlı olduğu için motorların çalışma sırasında daha iyi yağlanmasına ve ömürlerinin uzamasına olumlu katkılar sağlıyor.
Hal böyle iken bırakın teşvik etmeyi engelleme politikaları ile üretiminden soğutup insanları caydırıp, heveslerini yok edip kimlere hizmet etmek isteniyor. Ne dersiniz? Herkesin şikâyet ettiği yüksek fiyatlar ile doğalgaz ve petrol kullanımının acaba kimlere, ne tür bir faydası var? Kırsal kalkınma için böylesine büyük imkânlar sunan bir proje neden göz ardı ediliyor? Vatanımızı çok seviyoruz da kendi gücümüz ve aklımız ile yapabileceklerimiz neden engelleniyor? Rusya'ya her yıl otuz milyar dolar gaz parası, İran'a ve diğerlerine milyarlarca dolar petrol ve gaz parası ödemek neden bizi çok mutlu ediyor? Bizlerde bir gariplik mi var. Kendimize eziyet etmekten çok mu hoşlanıyoruz yoksa olan bitenin hiç farkında değil miyiz? Uykudan uyanmanın zamanı gelmedi mi?

 

Bülent Ünal / referansgazetesi.com 

Döküman Arama

Başlık :

Kapat